İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu: “Cumhuriyet tarihimizin kamu gözetiminde yapılan en büyük soygunuyla karşı karşıyayız”
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Siyaset Akademisi’nin üçüncü dönem açılışında fon ve borsa skandalından AYM önünde intihara teşebbüs eden emekliye, Birleşmiş Milletler’den yapay zekâ ve millî egemenlik tartışmalarına kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, fon skandalını “yasa-içi bahis ve kumar rezaleti” olarak nitelendirirken kamu otoritesinin sorumluluğuna ilişkin sert eleştiriler yöneltti.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti Siyaset Akademisi’nin üçüncü dönem açılışında yaptığı konuşmada siyaset anlayışı, fon ve borsa skandalı, emeklilerin ekonomik koşulları, uluslararası sistem, millî egemenlik, teknoloji ve yapay zekâ konularını değerlendirdi.
Siyaseti “toplum vicdanının sesi” olarak gördüğünü belirten Dervişoğlu, “Siyaset, gücü elinde tutanın işgal edeceği bir alan olmamalıdır. Siyaset; hakkı bilenlerin, hakka tapanların hakim olması gereken bir alandır. Haklının güçlü olamadığı yerde, güçlünün hukuku geçerli oluyor.” ifadelerini kullandı.
“Biz kirletilen siyasete karşı temiz siyasetin peşindeyiz”
Gençlerin ve mevcut düzene itiraz edenlerin siyasette daha fazla bulunması gerektiğini savunan Dervişoğlu, “Siyaseti güçlülere, menfaatpereslere, hırsızlara, yolsuzlara bırakırsanız ezilmeye, fakirliğe, soygunlara, kayırmacılığa mahkûm olursunuz. Biz, kirletilen siyasete karşı temiz siyasetin peşindeyiz.” dedi.
Konuşmasında 1986’daki Çernobil faciasını örnek veren Dervişoğlu, yanlışların, ihmallerin ve gerçeklerin üzerinin örtülmesinin ağır sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Çernobil’de yaşananların yalnızca bir reaktör patlaması olmadığını savunan Dervişoğlu, bunu aynı zamanda yönetim ve sorumluluk anlayışının başarısızlığı üzerinden değerlendirdi.
Dervişoğlu, Türkiye’de yaşanan fon skandalını da bu çerçevede ele alarak, “Türkiye’yi yönetenler, bunca sorun birikmişken, vatandaşlarımız ağır şartlar altında ezilirken, piyasaları dolandırıcılar işgal etmişken; hiçbir şey olmamış gibi davranmış ve ülkeyi finansal bir Çernobil’le yüz yüze getirmişlerdir.” ifadelerini kullandı.
“Bu rezalet yasa-içi bahis ve kumar rezaletidir”
Fon skandalına ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Dervişoğlu, “Bu rezalet maalesef, ‘Yasa-içi bahis ve kumar rezaletidir.’ Cumhuriyet tarihimizin, kamu gözetiminde yapılan en büyük soygunuyla karşı karşıyayız.” dedi.
Sorunun birkaç şirket, kişi veya kurumla sınırlandırılamayacağını savunan Dervişoğlu, “Sanmayın ki çürüyen, sadece birkaç şirket, kişi ya da kurumdur. Karşımızda bir sistemin, bir anlayışın, siyaset ve görev ahlakının sorgulanmasını gerektiren bir tablo vardır.” diye konuştu.
İktidara yönelik eleştirilerini sürdüren Dervişoğlu, “Türkiye’de siyasete hâkim gücün, ne kurumsal anlayışı, ne kuralları ne ahlakı ne de millete karşı sorumluluk duygusu kalmıştır. Cumhuriyetin vatandaşıyla sözleşmesinden kopmuş bir idare ile karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.
“Balık baştan koktuğu gibi tuz da kokmuştur”
Devlet yönetiminde sorumluluk anlayışının önemine işaret eden Dervişoğlu, “Devlet olmak, balığı baştan kokutmamaktır. Devlet insanı olmak, kokmayan tuz olmaktır. Maalesef bugün balık baştan koktuğu gibi tuz da kokmuştur.” dedi.
Fon ve borsa skandalının bir günde ortaya çıkmadığını söyleyen Dervişoğlu, kamu otoritelerinin önceden yapılan uyarılar karşısındaki tutumunu eleştirdi. Dervişoğlu, “Her yerde konuşulanlar, konunun uzmanlarının uyarıları ve piyasanın kural ve şartları aylardır uyarırken susmak; ortaya çıkan suçun ortağı, mağduriyetin de sebebi olmaktır aslında.” ifadelerini kullandı.
AYM önündeki emekliye ilişkin hükümete tepki
Konuşmasında geçim sıkıntısı nedeniyle Anayasa Mahkemesi önünde intihara teşebbüs eden emekliye de değinen Dervişoğlu, “Geçinemediği için bir emeklimiz AYM’nin önünde intihara teşebbüs etmez, hayatını kaybetmezdi. O emeklimizden akan kan, bu hükümete sıçramıştır.” dedi.
Dervişoğlu, hukukta “müteselsil sorumluluk” kavramına işaret ederek, yetki sahibi kişilerin gördükleri yanlışlar karşısında sessiz kalmalarının sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını savundu. “Sorumluluk, yalnızca yaptıklarımızdan değil, yapmamız gerektiği hâlde yapamadıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan da doğar.” ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukuk mesajı
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında yapılan tartışmalara da değinen Dervişoğlu, savaş, iklim, yoksulluk, göç ve yapay zekâ gibi küresel sorunların gündemde olduğunu belirtti. Uluslararası kurumlara ve bu kurumların temsil ettiği kavramlara duyulan güvenin aşındığını savunan Dervişoğlu, uluslararası hukukun kötü uygulanmasının hukuka duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmayacağını söyledi.
Dervişoğlu, “İnsan haklarının istismar edilmesi, insan haklarına olan ihtiyacımızı yok etmez. Birleşmiş Milletlerin yetersiz kalması da milletlerin bir araya gelip konuşabilecekleri kurumlara olan ihtiyacını yok etmez.” diye konuştu.
“Millî egemenlik artık çipiyle, yazılımıyla sanal âlemde de savunulacak”
Teknoloji şirketleri, veri merkezleri, algoritmalar ve yapay zekâ sistemlerinin yeni güç ilişkileri oluşturduğunu belirten Dervişoğlu, egemenlik kavramının yalnızca fiziki sınırların korunmasından ibaret olmadığını söyledi.
Dervişoğlu, “Bugünün dünyasında egemenlik; kendi güvenlik kararınızı verebilmek, kendi donanımınızı üretebilmek, enerjinizi güvence altına alabilmek, verinize sahip çıkabilmek, teknolojinizi geliştirebilmek ve kendi geleceğiniz hakkındaki kararları alabilmektir.” ifadelerini kullandı.
Yapay zekânın bilgi üretimi ve veri işleme kapasitesine dikkat çeken Dervişoğlu, teknolojinin kimin kontrolünde olduğu sorusunun egemenlik tartışmalarının temel başlıklarından biri hâline geldiğini belirtti. “Millî egemenlik artık madeniyle, mühendisliğiyle, çipiyle, yazılımıyla, sanal âlemde de savunulacak bir sınır meselesi hâline gelmiştir.” dedi.
“Makam dediğin emanettir, devlet dediğin milletindir”
Siyaset Akademisi katılımcılarına seslenen Dervişoğlu, “Makam dediğin emanettir. Devlet dediğin de aslen milletindir.” sözlerini yineledi. Cumhuriyetin dışarıya karşı bağımsızlık ile içeride millet egemenliğini aynı siyasi iradede birleştirdiğini ifade eden Dervişoğlu, siyasetçinin kendisine verilen yetkinin sahibi değil, emanetçisi olduğunu söyledi.
Akademinin üçüncü dönemindeki temel hedefin yalnızca daha fazla bilgi edinmek olmadığını kaydeden Dervişoğlu, katılımcılara ileride karşılaşabilecekleri kamu görevlerinde yanlışlar karşısında sessiz kalmamaları çağrısında bulundu.
Dervişoğlu, “Devlet yönetmek yalnızca mevzuat bilmek, siyaset yapmak, yalnızca seçim kazanmak, makam sahibi olmak, karar verebilme kudretine sahip olmak değildir. Asıl mesele doğru kararı verebilmek ve verdiğiniz kararın sorumluluğunu taşıyabilmektir.” dedi.
İYİ Parti’nin iktidara gelmesi durumunda “enkaz devraldık” söylemine başvurmayı amaçlamadığını belirten Dervişoğlu, “İktidarın ilk sabahında öğrenmeye başlayamazsınız. O güne hazırlanmak zorundasınız.” ifadelerini kullandı.
Konuşmasını Siyaset Akademisi katılımcılarına yönelik mesajıyla tamamlayan Dervişoğlu, “Yanlışı doğru adlandırın, hakikati arayın, bilginizi muhakemeyle birleştirin ve yetki aldığınızda mesuliyetini taşıyın. Çünkü bu millet mazeret değil, iyi yönetim bekliyor.” dedi.
Dervişoğlu, “Bizi güçlü kılan gerçek o dur ki; patron millettir. Söz de, yetki de, karar da milletimizindir.” ifadelerini kullandı.
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0