CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay: “En az bir buçuk milyonluk bir mağdur grubundan bahsediyoruz”
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, Bolu Abant’taki değerlendirme kampında CUMHA Cumhur Haber Ajansı Genel Koordinatörü Hüseyin Bekar’ın sorularını yanıtladı. Fon ve borsa piyasalarında yaşanan gelişmeleri ayrıntılı biçimde değerlendiren Akay; SPK, Takasbank, MASAK ve denetim mekanizmalarının sorumluluğunun araştırılması gerektiğini söyledi, mağduriyetlerin kamu kaynaklarından değil haksız kazanç elde edenlerin mal varlıklarından karşılanmasını istedi.
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, Bolu Abant’ta gerçekleştirilen CHP değerlendirme toplantısında CUMHA Cumhur Haber Ajansı Genel Koordinatörü Hüseyin Bekar’a kapsamlı açıklamalarda bulundu. Akay, ağırlıklı olarak fon ve sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeler üzerinde durarak denetleyici kurumların sorumluluğu, yatırımcıların mağduriyetleri, mal varlıklarına tedbir konulması, para hareketlerinin incelenmesi ve kamu kaynaklarının kullanılmaması gerektiği yönündeki görüşlerini anlattı.
“Bu durumu yaklaşık bir buçuk yıl önce Meclis’te gündeme taşımıştık”
CHP grubunun sermaye piyasalarında yaşanan sorunları daha önce de gündeme getirdiğini belirten Akay, “Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak esasında bu durumu ilk olarak yaklaşık bir buçuk yıl önce Meclis’te gündeme taşımıştık. Yine bundan yaklaşık üç ay önce, Genel Kurul kapanmadan Genel Kurul kürsüsünden de durumu ve vahametini açıklamıştık.” dedi.
Uluslararası endeks sağlayıcılarının Türkiye piyasalarına yönelik uyarıları bulunduğunu söyleyen Akay, “Morgan Stanley Capital International diye geçen uluslararası endeks şirketlerinin ikazları vardı. Manipülasyona açık birtakım hisselerde fiyatlarda ani gelişmeler ve şişmeler olduğunu ve şeffaflık olmadığını belirtmişti.” ifadelerini kullandı.
Akay, bu tür uyarıların sermaye piyasalarına yönelik güven açısından önemli olduğunu belirterek, Türkiye’nin gelişmekte olan piyasalar endeksinden daha düşük bir kategoriye gerileme ihtimalinin dahi yabancı sermaye açısından olumsuz sonuç yaratabileceğini savundu.
“Olayın çok yüksek ve tehlikeli boyutlarda olduğu görülmüş”
Süreçte bazı şirket ve fonlara yönelik tedbirleri hatırlatan Akay, “Başlangıçta yedi şirket ve 131 fona el konulmasıyla beraber olayın çok yüksek boyutlarda ve tehlikeli boyutlarda olduğu görülmüş.” dedi.
Daha önce bildirimler yapılmasına rağmen gerekli önlemlerin zamanında alınmadığını öne süren Akay, “Zamanında birtakım bildirimler yapıldığı halde hem bakanlığın hem de düzenleyici ve denetleyici kurumların, yani Sermaye Piyasası Kurulundan bahsediyoruz, önlemleri almamış olması önemli.” ifadelerini kullandı.
Akay, fonların arkasındaki ilişkilerin de araştırılması gerektiğini savunarak, “On iki kişi deniyor ama aynı isimle birden fazla kuruluş var. Bu on iki isim haricinde diğer fonlarda da benzer isimler var. Onların kimlerle nasıl bir bağlantısının olduğunu da mutlaka tespit etmek gerekir. Hangi siyasilerle bağlantısı var, hangi bürokratlarla bağlantısı var?” diye konuştu.
“Kendileri çok yüksek kâr ederken vatandaş parasını kaybediyor”
Akay, bazı hisse fiyatlarının yapay biçimde yükseltildiğini ve daha sonra yatırımcıların yüksek fiyatlardan alıma yönlendirildiğini iddia etti.
“Kendi aralarında hisselerin değerlerini şişirerek belli bir boyuta getirip daha sonra halka piyasayı açtıktan sonra yüksek fiyattan satarken, o yüksek fiyattan vatandaşlarımızın alım yapmasını teşvik ediyorlar. Bir algı operasyonu aynı zamanda bu. Kendileri çok yüksek kâr ederken vatandaşımız maalesef parasını kaybediyor.” dedi.
Yatırımcıların önemli bir bölümünün birikimlerini bu araçlara yönlendirdiğini belirten Akay, “Evini satmış, arabasını satmış, emekli olmuş ikramiyesini buraya yatırmış. Düğün yapacak, ‘15 gün değerlendireyim parayı’ demiş. Bu şekilde yatıranlar var. Ve bunların parasının kaybolması meydana geliyor.” ifadelerini kullandı.
“Görünen 12 kişinin arkasındaki kişilerin de tespit edilmesi gerekiyor”
Akay, sadece adı açıklanan veya görünür durumda olan kişilerin değil, işlem ağının tamamının araştırılması gerektiğini söyledi.
“Esasında buradaki en önemli olay, bu fondan çok yüksek tutarlarda kazanç elde eden kişilerin tespiti. Bunlar kimler? Biz de bunları soruyoruz. On iki kişi diyorlar. On iki kişi görünen kişi. Onun arkasındaki kişilerin de tespit edilmesi, illiyet bağının kurulması gerekiyor.” dedi.
Bazı hisselerde olağan dışı yükselişler yaşandığını ileri süren Akay, “Bir liralık bir hissenin on liraya, çok yüksek katlara çıktığı; üç yıl içerisinde bazı hisselerde on bin kat artışların olduğu durumlar var. Haksız zenginleşmeden dolayı bunların mal varlıklarına tedbir konulma yolunun açılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
“Kamu kaynaklarına müracaat edilmemesi gerekiyor”
Mağduriyetlerin giderilmesinde kamu bütçesinin kullanılmasına karşı olduğunu belirten Akay, temel kaynağın haksız kazanç elde edenlerin mal varlıkları olması gerektiğini söyledi.
Akay, “Mevcut varlıkların satışı yoluyla bir havuzda bu paralar biriktirilirken bu işlemlerin eşgüdümlü olarak mutlaka yapılması gerekiyor. Yani kamu kaynaklarına burada mağduriyetin giderilmesi için müracaat edilmemesi gerekiyor.” dedi.
“Burada kazananların, haksız kazanç elde edenlerin tespit edilmesi gerekiyor. Sadece görünen yüzün değil, arkadaki siyasilerin, bürokratların da kim olduğunun tespit edilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
“Bu 450 bin kişiyle bağlı değil”
Fon mağduriyetinden etkilenenlerin sayısının doğrudan fon yatırımcısı olarak açıklanan rakamlarla sınırlı olmadığını savunan Akay, hisseleri doğrudan alan yatırımcıların da zarar gördüğünü söyledi.
Akay, “Bu 450 bin kişiyle bağlı değil. Niye bağlı değil? Bu hisselerin piyasadaki değerleri düştüğü için kaybeden vatandaşlarımız da var. Onlar bu yatırım fonlarını kullanmamışlar, aracı şirketleri kullanmamışlar, kendileri direkt almışlar. Onlar da kaybettiler.” dedi.
Akay, kendi çalışmalarından hareketle daha geniş bir mağdur kitlesinden söz ettiklerini belirterek, “Bu şekilde 500-600 bin civarında kaybeden kişi olduğunu biz aşağı yukarı tespit ettik. Bir de bir kişi bu fona para yatırırken sadece kendi parasını değil, babasının, kardeşinin veya yakınının parasını da kendi üstünden bu işleme yatırmış.” ifadelerini kullandı.
“En az bir buçuk milyonluk bir gruptan bahsediyoruz”
Doğrudan ve dolaylı mağduriyetleri birlikte değerlendirdiklerini belirten Akay, “Böyle baktığınız zaman en az bir buçuk milyonluk bir gruptan bahsediyoruz. Aileleriyle beraber alırsanız herkesin ilgilendirildiği, ilişkilendirildiği, mağdur olan büyük bir grup var.” dedi.
Akay’ın mağdur sayısına ilişkin aktardığı rakamlar, röportajda anlattığı kendi çalışması ve değerlendirmelerine dayanıyor.
MASAK’a çağrı: “Bütün hesap hareketleri geriye dönük incelenmeli”
Para hareketlerinin ortaya çıkarılması konusunda MASAK’ın önemli bir görevi olduğunu belirten Akay, fonların kurulduğu ilk tarihten itibaren tüm işlemlerin incelenmesini istedi.
Akay, “MASAK görevini yapacak. MASAK bütün hesaplara erişim imkânına sahip. Buradaki bütün kişilerin hesap hareketleri geriye dönük olarak incelenmeli. Sadece halka açık olduğu tarihten itibaren değil, kapalı olarak kurulduğu tarihe dönülecek.” dedi.
İncelemenin kapsamını anlatan Akay, “O tarihten bu yana hangi hareketler yapılmış, ne kadar kazanç elde edilmiş, bu kazançlar nerelere aktarılmış, yurt dışına mı aktarılmış, yurt içinde başka projelere mi aktarılmış, başka şirket alımında mı kullanılmış, gayrimenkul mü alınmış, yat mı alınmış, uçak mı alınmış? Bütün bunların tespit edilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
“Mağdur halka süratle ödenmesi gerekiyor”
Haksız kazançların hukuki prosedür içerisinde geri alınması gerektiğini ifade eden Akay, mağdurların uzun süre bekletilmemesini istedi.
“Hukuki normlar içerisinde müsadere yoluna kadar gidilmesi ve buralardan haksız kazançların alınıp mağdur halkımıza mutlaka süratle ödenmesi gerekiyor. Altı aylık süre uzun bir süre. İnsanların beklemeye tahammülü yok.” dedi.
CHP olarak konuyla ilgili kapsamlı çalışma yürüttüklerini söyleyen Akay, “Biz bu konuda basın açıklaması yaptık. Çok ciddi de bir çalışmamız var. Genel Başkanımıza sunacağız. Onaylandıktan sonra bu çalışmayı kamuoyuyla paylaşacağız.” ifadelerini kullandı.
Akay, mağdurlardan yoğun biçimde elektronik posta aldıklarını da belirterek, yaşanan mağduriyetin sahadaki boyutunun yüksek olduğunu söyledi.
“Bilginin içeriden sızdırıldığı iddiası araştırılmalı”
Savcılık tarafından düzenleyici kuruma gönderilen yazının bazı kişilere sızdırıldığı yönündeki iddiaları değerlendiren Akay, sorumluların tespit edilmesi gerektiğini savundu.
Akay, “Savcılık SPK’ya bir yazı yazıyor ağustosta. Bunun akabinde bu içeriden dışarıdaki kişilere sızdırılıyorsa, bunlar da paralarını dışarıya transfer ediyorsa kusura bakmasınlar; SPK’da bunu sızdıranlar da bu işten sorumlu. Bunların da mutlaka tespit edilmesi ve meydana çıkartılması gerekiyor.” dedi.
Bu bölümde Akay’ın aktardığı sızıntı ve para transferi iddiaları, kendi siyasi ve teknik değerlendirmelerini yansıtıyor.
“Çıkar ilişkileri siyasiler, bürokratlar ve özel sektör arasında kuruluyor”
Denetim mekanizmalarının yeterince çalışmamasının temel sorunlardan biri olduğunu savunan Akay, “Yetkili kurumların, denetlemesi gereken kurumların yeterince denetlemediği için oluyor ve çıkar ilişkilerinin siyasilerle, bürokratlarla ve özel sektördeki kişilerle bir araya gelip iş birliğine dönüşmesinden kaynaklanıyor bütün bunlar. İşte bu döngüyü kırmak gerekiyor.” dedi.
Akay, “Ahlak diyoruz. Yolsuzlukların önlenmesi gerekir diyoruz. Usulsüzlüklerin önlenmesi gerekir diyoruz. İşte bunların hepsinin önlenmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Takasbank yönetimine ilişkin sorular
Takasbank üzerinden gerçekleştirildiğini belirttiği bazı işlemleri de gündeme getiren Akay, yatırımcı emirlerinin iptal edilmesi veya bloke edilmesi süreçlerinin araştırılması gerektiğini söyledi.
“17 Eylül saat 13.30’dan önce verilen emirlerin yerine getirilmesi gerekiyordu. Bu emirler verilmiş ama Takasbank’ın kendisi tarafından iptal edilmiş. Bunu bankanın resmi antetli kâğıdından mağdurlara giden yazılardan görüyoruz. Veya bloke edilmiş. Alması gerekenler parasını öncesinde alamamış.” dedi.
Takasbank yöneticileriyle portföy şirketleri arasındaki olası çıkar çatışmalarının incelenmesi gerektiğini savunan Akay, “Hem denetleyeceksiniz, hem işlemi yapacaksınız, hem de portföy şirketi sahibi olacaksınız. Olmaz bu.” ifadelerini kullandı.
Akay ayrıca, “Takasbank’ın yönetim kurulu başkanı dört yerden maaş alıyor. Hani çoklu maaşları ortadan kaldırdık diyordunuz?” diye konuştu.
“Zarar bütün vatandaşların vergisinden karşılanmamalı”
CUMHA Genel Koordinatörü Hüseyin Bekar’ın mağduriyetlerin kamu kaynaklarından mı yoksa sorumluların mal varlıklarından mı karşılanması gerektiğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Akay, kamu kaynaklarına başvurulmaması gerektiğini yineledi.
“Kamu kaynaklarına müracaat etmeyeceksiniz. Bu kadar vergi yükü altında ezilen vatandaşlarımızın, emeklilerimizin, işçilerimizin, çiftçilerimizin, KOBİ’lerimizin bu kadar vergi ödemesi söz konusu iken siz emekli maaşını artırmıyorsunuz, ‘kaynak yok’ diyorsunuz.” dedi.
Akay, “Hemen bu olayda kamu kaynağını buraya aktarmak, gene bu işten bütün vatandaşı sorumlu tutmak ve vergi yükünü omuzlarına yüklemek demektir. Bu şekliyle değil. Buradan çok büyük kazanç elde eden kişilerin tespit edilmesi ve onlardan bu paraların geri alınması gerekiyor; hukuki normlar içerisinde.” ifadelerini kullandı.
İşsizlik Sigortası Fonu için de soru yöneltti
Akay, kamu kurum ve kuruluşlarının sermaye piyasalarındaki yatırımlarının da araştırılması gerektiğini belirterek İşsizlik Sigortası Fonu’nu örnek gösterdi.
“Kamu kurum ve kuruluşları atıl paralarını nerede değerlendiriyorlar? Türkiye Varlık Fonu’nu da dahil edin, İşsizlik Sigortası Fonu’nu da dahil edin. Devlet tahvili alıyorlar, bankalarda değerlendiriyorlar veya bir kısmını sermaye piyasasında değerlendiriyorlar.” dedi.
İşsizlik Sigortası Fonu’nun ağustos ayındaki varlık büyüklüğüne ilişkin kendi hesaplamalarını paylaşan Akay, “Ben İşsizlik Sigortası Fonu’na baktım. Ağustos varlık büyüklüğü yaklaşık 850 milyar. Binde 5’ini sermaye piyasasında değerlendirmiş. Bu 4,2 milyar TL demek. Buradan soruyorum: Bu sermaye piyasası araçlarından, bu olayla karşı karşıya kaldığımız şirketlerin fonlarından alınmış mı? Alındıysa ne kadarlık alınmış? Bu paralar geri alınabilmiş mi?” diye konuştu.
Akay, Türkiye Varlık Fonu ve diğer kamu kuruluşlarında da benzer durumların araştırılması gerektiğini belirterek, bu konuda soru ve araştırma önergeleri verdiklerini söyledi.
“Emekliler artık geçinemiyor”
Röportajın devamında emeklilerin ekonomik durumunu da değerlendiren Akay, özellikle memur emeklilerine yönelik seyyanen zam tartışmasına değindi.
“Seyyanen zammın çalışanlara verilip emeklilere verilmemesi başından beri adaletsiz bir durum. Emekliler artık geçinemiyor. Sefalet ücreti içerisindeler. Açlık sınırının altında aldıkları maaşlar var. Evini geçindiremiyor, kirasını ödeyemiyor, faturalarını ödeyemiyor. İkinci bir işte çalışmak zorunda, üçüncü işte çalışanlar var.” dedi.
Emekli polis memurunun yaşamına son vermesine ilişkin üzüntüsünü dile getiren Akay, “Allah rahmet eylesin. Çok üzüldük.” ifadelerini kullandı.
“345 projenin maliyeti 1,9 trilyon lira”
Kamu kaynaklarının etkin kullanılmadığını savunan Akay, altyapı yatırımlarına ilişkin yaptığı bir çalışmadan da söz etti.
Akay, “Altyapı yatırımlarıyla ilgili bir araştırma yaptım. Zamanında bitirilemediği için, yanlış yer seçimi yapıldığı için, zemin bozukluğu nedeniyle, yanlış müteahhit seçildiği için, kamu yöneticilerinin ihale usullerinde hatalar yaptığı için zamanında bitirilemeyen 345 proje var. Bunun maliyeti bu ülkeye, bu devlete, bu millete 1,9 trilyon.” dedi.
“Bu 1,9 trilyonu siz emekliye, işçiye, dar gelirliye veremez miydiniz? Verirdiniz. O zaman bu projeleri zamanında bitirmeyenlerin, kamu zararı oluşturanların da hesap vermesi gerekli.” ifadelerini kullandı.
“Kim görevini yapmadıysa hesap vermeli”
Devletin denetim mekanizmalarının bağımsız biçimde çalışması gerektiğini belirten Akay, “Kim bu usulsüzlüklere, yolsuzluklara, manipülasyona sebep teşkil ettiyse, kim görevini yapmadıysa, kim sebepsiz zenginleştiyse, halktan alarak kendi cebine bu paraları indirdiyse hesap vermeli. Hem idari olarak, hem hukuki olarak, hem kanun önünde hesap vermeli.” dedi.
Denetim kurulunun harekete geçmesi gerektiğini söyleyen Akay, denetleyici kurumların da soruşturmanın dışında tutulmaması gerektiğini vurguladı.
“2020 yılından bu yana SPK görevini yapmıyor” iddiası
Akay, bağımsız denetim raporlarını incelediğini belirterek SPK’nın daha önce harekete geçmesi gerektiğini savundu.
“Bağımsız denetim kuruluşu raporlarını 2020’den bu yana inceledim. Raporları incelediğimde gördüm ki, tam açıklanmasa bile orada geçen ibareler, verilen mesajlar SPK’nın çoktan görevini yapması gerektiğini gösteriyor.” dedi.
Fonlardaki nakit değerlerle hisse değerlerindeki değişimlerin dikkat çekici olduğunu belirten Akay, “Nakit değerler 4-5 milyar TL’lerden 3,8 milyon TL’ye inerken hisselerin değeri tam aksi on kat, otuz kat artarken bu işlem nasıl oluyor? Nakit nasıl bu kadar eriyor? Hisse kapalı fonken nasıl bu kadar değerini artırıyor?” diye sordu.
Akay, “Bağımsız denetim raporlarında da durum tespit edilmiş, SPK’ya da bildirilmiş. SPK orada da görevini yapmamış. Yani 2020 yılından bu yana SPK görevini yapmıyor.” iddiasında bulundu.
“Kime uzanıyorsa oraya kadar gidilmesi gerekiyor”
Sermaye piyasalarındaki gelişmelerin Türkiye’nin karşılaştığı büyük finansal mağduriyetlerden biri olduğunu savunan Akay, bütün sorumluların hukuki süreç içerisinde araştırılması gerektiğini söyledi.
Akay, “Türkiye’nin karşılaştığı en büyük yolsuzluklardan biriyle karşı karşıyayız. Çok mağdurumuz var. 455 bin, 456 bin değil; az önce anlattığım gibi bir buçuk milyonu bulan ve bir sürü haneyi ilgilendiren bir mağduriyetten bahsediyoruz.” dedi.
“Bu konuda bütün müsebbiplerin hesap vermesi gerekiyor. Haksız kazanç elde edenlerin mal varlıklarına hukuki prosedür içerisinde el konulması ve mağduriyetlerin bir an önce giderilmesi gerekiyor. Kime uzanıyorsa oraya kadar gidilmesi gerekiyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konunun takipçisi olacağız.” ifadelerini kullandı.
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0